TarihYazılar

Türk Ermeni İlişkisi ve Karabağ Sorunu

 

 

Üniversite yıllarında seçmeli ders olarak almıştım Türk-Ermeni ilişkisini. Prof. Dr. Aygün Attar kendisi de Azerbaycan Türkü olduğundan yaşananları birinci ağızdan dinlemek anlattıklarının beynimize kazınmasına sebep olmuştu. Aslında Azerbaycan’ı bilirdik Azerbaycan Türklerinin tarih boyunca çektiklerini, Hocalı Katliamını, Ömerağa Camiini… Fakat bu dersi aldıktan sonra anladım ki bildiklerimiz bilmediklerimize oranla kıyas kabul etmeyecek şekilde azmış. Hocamız sayesinde iki devlet tek millet sözü kalbimize nakış gibi işlenmişti.

Şimdi o yıllardan bu zamana, hep daha farklı bir merakla takip edip incelediğim ve vefa borcu olarak gördüğüm Karabağ meselesinden bahsetmek istiyorum. Ama önce Azerbaycan tarihine ve Ermenilerin Türk düşmanlığına şöyle bir göz atalım.

19 yy. sonların da Azerbaycan, Rusya sömürgesinde bir ülkeydi ve Rus yöneticiler tarafından yönetiliyordu. Bu dönemde Kafkas ötesi üç büyük etnik gruptan oluşan, ancak yönetim hakları kendi ellerinde bulunmayan bölgelere ayrılıyordu. Bu idari yapılanma etnik sınırlara göre değil bölgede ki önemli merkezler esas alınarak yapılmıştı. (Bakü- Tiflis-Gence-Erivan) Mevcut bölgelerin yarıdan fazlası Türklerin yerleşimi altındaydı ve dolayısı ile Türk bölgesiydi.

Ermenilerin bu bölgeye gelişi ise 1828 sonrasında ki göçlerle olmuş, Anadolu’yu yurt edinemeyen Ermeniler Anadolu Türklerine uyguladıkları kıyımları Azerbaycan Türklerine yapmaya adeta ant içmişlerdi. Ermenilerin ilk hareketi 1905’te patlak verdi. 9 Haziran 1905’te Eçmiedzin kazasına bağlı Tekiye köyüne saldırdılar. Köyde oturan Azerbaycan Türklerinin tamamının silahsızdı ve Ermenilerin yoğun saldırısı nedeni ile köylüler yurtlarını bırakıp kaçtılar. Ermeniler köye girdikten sonra önce evleri yağmalayıp sonra yaktılar. Azerbaycan Türklerinin sığındıkları camileri kurşun yağmuruna tuttular. Bu katliamlar başka köylerde de aynı hızla devam etti. Temmuz 1918’de Osmanlı ordularının yardımı ile Azerbaycan’ı Bolşevik-Taşnak işgalcilerinden kurtarma çabaları Ağustos’ta gerçekleşti ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak Ermeni-Taşnak soykırım girişimleri uzun süre devam edecekti.

Ve bugünün olayları nasıl başladı ona bakalım:

  1. yy’ın başlarında Sovyetler Birliği döneminde Josef Stalin, Azerbaycan sınırı içinde bulunan Dağlık Karabağ’da bir Ermeni özerk bölgesi oluşturmaya karar verdi ve farklı bölgelerden çok sayıda Ermeni’yi buraya yerleştirdi. 20. yy’ın başlarında Kafkasya siyaset sahnesine damgasını vuracak Azerbaycan Türkleri ile Ermenilerin çatışması başlamış oldu.

Soyvetler zayıflayınca Ermeniler Karabağ’ın Sovyet Azerbaycan’dan Sovyet Ermenistan’a verilmesini talep etti. İki toplum arasında ki anlaşmazlık akıl almaz bir Türk katliamına dönüştü. Asıl kanlı olaylar ise 90’lı yıllarda başladı. Rusların gizliden silah desteği verdiği Ermeniler 1991’de Hankendi’ni ve 1992’de Şuşa ile Hocalı’yı işgal etti. İşgaller Laçin, Hocavend, Kelbecer, Ağdere ile devam edip 1993’te Ağdam, Cebrayıl, Fuzuli, Gubadlı, ve Zengilan illerinin alınması ile son buldu.

1992 yılında Ermeni güçleri Hocalı kasabasının dünya ile iletişimin kestiler ve dünya üzerinde az görülmüş bir vahşet sergilediler. Bölgeyi gezen Fransız Gazeteci Jean-Yves Junet’, gördükleri karşısında sarf ettiği “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz. Burayı ilk gördüğüm de bu gördüklerim gerçek olamaz ya bu bana beynimin oynadığı bir oyun ya da Azerbaycan Türkleri çok iyi mizansen hazırlamışlar diye düşündüm! Öyle ya hangi insan oğlu elleri bile titremeden yalnızca kemikleri kalana kadar bir insanın kafa derisini yüzebilir ya da hamile bir kadının karnını kasatura ile yarıp doğmamış çocuğu çıkarıp süngüleyebilirdi!”  sözleri yaşananların boyutunu anlatıyor sanırım.

Yine Ermenilerin Hocalı katliam/soykırım sırasında kasabada bulunan Ermeni Gazeteci Daud Kheyriyan sonradan yazdığı kitabında: “Gaflan denilen ve ölülerin yakılmasıyla görevli bir grup, Hocalı’nın 1km batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azerbaycan Türk’ünün ölüsü getirilip yığıldı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan adlı bir asker, onu da tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra bütün cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık sesi işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.” diyerek vahşetin büyüklünü anlatmaya çalışmıştır.

Bu akıl almaz işkencelerin ardı arkası gelmeyince Bişkek Protokolü imzalanarak ateşkes ilan edildi ve alıkonulmuş bölgelerden Ermenilerin çekilmesi kararı alındı. Tabi ki bu ateşkes sadece kâğıt üzerinde varlık gösterdi. Kurulan uluslararası örgütte ki eş başkanlıkları Rusya, Fransa ve ABD üstlendi bugüne kadar da bir çözüm bulunamadı. Sanırım eş başkanların kim olduğunu bilince bu duruma şaşırmak pek mümkün değil. 92-95 Bosna savaşın da olduğu gibi Azerbaycan’daki Türk katliamları da dünya kamuoyu tarafından yok sayıldı.

Ve son olarak temmuz ayında Ermenistan yine kirli oyunlarına geri dönmek için Dağlık Karabağ bölgesine saldırdı. 1905’te Osmanlı devletinin yaptığını gibi Türkiye olarak kan kardeşimiz Azerbaycan’dan yana olan tutumuzu değiştirmedik. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk yetkililer katıldıkları uluslararası toplantılar da Ermenistan’a işgale son vermesi çağrısında bulunmuş ve Azerbaycan topraklarının işgali sona ermedikçe Ermenistan ile diplomatik ilişki kurmayacağını sık sık dile getirmişti. Gerekli desteği de gönderdiğimiz Azerbaycan, Ermeni işgalinden bir kez daha kurtuldu.

Bu zafer damarlarında Türk kanı akan herkesin zaferidir. Umuyorum ki Ermenistan gerekli dersi bu defa almıştır. İki devlet tek millet sadece bir söz değil bizim yaşam felsefemiz olmuştur. Hiçbir Türk, Ermenilerin Anadolu’dan başlayıp Kafkaslara uzanan bu zulmünü unutmayacaktır.

Sevgiyle

H. Mehtap Akdeniz

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu