Yazılar

Taş Yerinde Ağırdır

 

Muhteşem bir şeyler, bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor. – Carl Sagan

Deniz kenarına, ya da bir nehir, bir göl, bir su kenarına gittiğinizde ne yaparsınız? Ben etrafta küçük taşlar varsa hemen suyun üstünde taş sektirmeye başlarım. Çok zevklidir taş sektirmek. Hele bir de yanınızda bu konuda iddialı bir arkadaşınız varsa “taş sektirme yarışı”ndan daha güzeli yoktur.

  • Madem bu kadar iddialısın o zaman yarışalım bakalım kim daha fazla yapacak?
  • Ama ben seni yenerim, çok iyiyim çünkü bu konuda…

Bu konuda “çok iyi olmak” derken… Taş sektirme rekorunuz kaç? Ben 3-4 kereyi geçtikten sonra mutluluktan ne yapacağımı şaşırıyorum.

Ben 3-4 kere sektirince mutlu oluyorum, hadi siz 7-8 kere sektiriyorsunuz diyelim. Örümcek adam bile bundan fazlasını yapamıyor. Peki bu konudaki dünya rekorunu biliyor musunuz? Evet, böyle bir rekor var. Taş sektirme rekoru.

Burada bir duralım. Sizce bir taş daha ne kadar sekebilir? Bir zamanlar “en fazla bu kadar olur” diye düşünülüyordu çünkü. Siz cevabınızı düşünürken ben de size bir hikaye anlatayım. 1960’lı yıllarda Jerdone Coleman McGhee adında biri sevdiğinden ayrılmak zorunda kalmıştı. “Ne alaka!” diye düşünüyorsunuz değil mi? Ayrılık acısı insana neler yaptırır biliyor musunuz? Bu adamcağız umutsuzluk içinde bir akşam tatil için geldiği İspanya’nın Akdeniz kıyılarındaki Costa Brava sahilinde yürüyüşe çıkmış. Güneş batarken yerde bulduğu taşları denizin sakin sularına fırlatmaya başlamış. Bir tane atmış. Sonra bir tane daha. Derken attığı bir taş, sanki sonsuza kadar gidecekmiş gibi sekmiş. “Kaç oldu acaba?” diye düşünürken, arkasında toplanan kalabalığın alkışlarıyla kendine gelmiş.

Geliş o geliş. Ben bu işi biraz daha ciddiye alayım o zaman deyip memleketi Teksas’a dönmüş ve 30 yıl bu konu üzerinde çalışmış. Derdi neymiş? Daha fazla taş sektirmek. Size elindeki ipi bir iğne deliğinden geçirme yeteneği olan adamın hikayesini hatırlattı mı bu konu? Hani padişah ona önce 10 kese altın verip sonra da 20 değnek vurdurmuştu. İşte bu adam da böyle bize tuhaf görünen bir yetenek geliştirmeye çalışmış. Bu işin sonunu nerelere bağlayacağımı duyunca onun altın mı yoksa sopa mı hak ettiğine kendiniz karar verirsiniz.

Jerry, 30 yıllık çalışmanın ardından 1992’de taşı ne kadar sektirmiş biliyor musunuz? Tam 38 kez. 38 kez taş sektirmeyi başararak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş. Sonra bir de bu konuda bir kitap yazmış: “Taş Sektirmenin Sırları.” Hiç üşenmedim, bu eski kitabı bulup biraz karıştırdım. Meğer taş sektirme deyip de geçtiğimiz şeyin ne incelikleri varmış.

Bu konudaki ilk bilimsel araştırmalar 1968 yılında başlamış. O yıllarda biraz daha ilkel yöntemlerle yapılan analizler zamanla geliştirilmiş. Bugünlerde bu işle ilgili laboratuvar çalışmaları yapılıyor.

Splash Lab.  Utah’da bulunan   bir laboratuvar. Cisimlerin hareketleri ve hareketlere karşı tepkileri ölçülüyor.  Burada suya taş atıp doktora tezi yazıyorlar. Sadece taş değil tabi bazen de mermi gönderiyorlar su tanklarının içine. Doktor Tadd Truscott’ın uzmanlığı sıvı dinamikleri. Taşın sudaki hareketini inceleyebilmek için saniyede binlerce kare kaydedebilen özel kameralar kullanılıyor.

Bir taşın suda maksimum seviyede sekebilmesi için onun fırlatılırken döndürülmesi çok önemli. Dönme hareketi ciroskopik dengeyi sağlıyor ve taşın suya batmasını engelliyor. Suya bu şekilde dokunan taş önünde bir dalga yaratıyor. Taşın hızı dalgadan daha fazla olduğu için de bir kaldırma kuvveti oluşuyor.

Fransız bilim insanlarının aynı konuda yaptığı başka bir çalışma ideal bir taş sektirmenin nasıl olması gerektiği konusunda bize bir fikir veriyor. Maksimum sektirme için taşın suya değme açısının tam 20 derece olması gerekiyor. Bunu nasıl anlamışlar? Tabiki bir formül geliştirerek. İşte size taş sektirmenin formülü.

 

1992’de Jerry’nin 38’lik rekorundan 10 yıl sonra başka bir isim 40 kez sektirmeyi başardı. Bu isme geri döneceğiz. Ama 2007’de Russel Byars 51 kez ve 2013’te Max Steiner tam 65 kez taş sektirerek bu rekoru yenilemeyi başardı.

Şu anki rekor bundan daha fazla. Dünya taş sektirme rekortmeni: Kurt Steiner. Ve Şimdi onun rekorunu bir görelim bakalım kaçınız doğru tahminde bulunabilmiş.

88 kez.

Diğer rekortmenlerin bile dudağını uçuklatan bir fırlatış bu. Bu kişiler birbirlerini tanıyorlar ve rekabet halindeler. Kurt Steiner çok enteresan bir karakter. Kendisine “dağ adamı” diyorlar. Ama güçlü ya da yabani olduğundan değil. Münzevi bir hayatı olduğundan. Taş sektirmeyi bir hayat felsefesi olarak görüyor. Hatta “taş sektirmenin zeni” hakkında konuşuyor.

“Taşları tutmak, uygun olanları seçmek ve bu süreçte böyleyse ne olur, şöyleyse ne olur şeklindeki düşünceler; ateş, hava, su, toprak için de meydana gelmiş ve tüm bunlar bizim dünyada nasıl düşündüğümüzün temelini oluşturuyor.”

İşte bir yerde rastladığım bu konuşması aklıma sinema tarihinin en muhteşem sahne geçişlerinden birini getirdi. 2001 Uzay Macerasında taş yerine bir kemik, su yerine havaya fırlatılıyordu. Yere düşerken de bir uzay gemisine geçiş yapılıyordu.

Önemsiz gibi görünen bazı şeyler çok önemli gelişmelere yol açabilir. Olaylara şöyle bakarsak bize tabi ki önemsiz gelir: “işsiz güçsüz bilim insanları, fakir fukara mağara adamlarını alıp da laboratuvara sokup sonra da suya taş atışlarını formülize ediyor.”

Önemsiz ve boş gibi gözüken bu iş sonucu elde edilen formülle geliştirilen bir proje göstereyim şimdi size. Bu kez havaya atılan şey bir kemik ya da taş değil. Hypersoar adında bir uçak prototipi. Atmosferi bir deniz gibi kullanarak maksimum seviyede sıçrama yapabilmesi hesaplanmış. Bu sayede hem sesten 10 kat hızlı uçabiliyor, hem de çok daha az yakıt kullanıyor. Taş sektirmeyi inceleyerek oluşturulan formül bu iş için de kullanılmış ve Şikago’dan Tokyo’ya 10 bin kilometrelik bir mesafenin 18 sıçramayla 72 dakikada gidilebileceği hesaplanmış.

Aynı formül olmasaydı geçen sene Mars’a iniş yapan InSight’ın atmosfere en uygun giriş açısı da hesaplanamazdı. Taş sektirme formülüyle bulunan o ideal 20 derecelik giriş açısını kullandığınızı düşünsenize. Uzay aracı Mars atmosferine girmek yerine üzerinde sekmeye başlardı.

Nereden nereye… Bir su kenarına gittiğinizde eğlenmek için ya da ayrılık acısını unutmak için fırlattığınız taşlar bakın nelere dönüşebiliyor. O yüzden Mars’a gönderilen bir uzay aracı da suda sektirilen bir taş da bizim için önemli olabilir. Çünkü muhteşem bir şeyler, bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor.

 

Emir Erdin

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu