Yazılar

Ne Şikesi Memleket Elden Gidiyor “3 Temmuz”

 

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) çok uzun yıllardan beri devletin bütün kurumlarına sızmış ve artık önüne çıkan veya çıkma ihtimali olan bütün engelleri bir bir ortadan kaldırarak Türkiye Cumhuriyeti’ni çok farklı bir şekle büründürmek istiyordu. Bu bağlamda bugün birer kumpas olduğu kanıtlanmış olan Ergenekon ve Balyoz davaları ile devletin direnç merkezlerini ortadan kaldırmaya çalışırken toplumsal anlamda çok büyük kitlelere hitap eden bir yapıyı ele geçirmek ve bu yapının başındaki kişiyi ise tarihin tozlu raflarına kaldırmak niyetindeydi.

İşte bu yapı Türkiye’nin en çok taraftarına sahip futbol takımı olan Fenerbahçe’ydi ve başındaki kişi ise Aziz Yıldırım’dı.

Tarih 3 Temmuz 2011’i gösteriyordu. Milyonları peşinden sürükleyen Fenerbahçe kulübü FETÖ’nün radarına girdi. Ancak bizzat terör örgütünün ele başı olan Feto tarafından defalarca içerisine sızılamadığı ifade edilen Fenerbahçe’yi bitirmek için harekete geçildi.

Feto’ya bağlı olan ve devletin imkanlarını kullanan bazı hainler, polis, emniyet müdürü, hakim ve savcı kılığında “Futbolda Şike” soruşturmasını başlattılar. Bu soruşturma kapsamında ise 3 Temmuz 2011 günü aralarında Aziz Yıldırım’ında olduğu bazı yöneticileri ve futbolcuları tutukladılar. Ancak uyuyan bir devi uyandırdıklarının farkında değillerdi. Çünkü Fenerbahçe’ye kurulan bu kumpas ters tepecek, Fenerbahçe taraftarıyla, başkanıyla, yöneticileriyle ve futbolcularıyla birlikte kenetlenerek FETÖ’nün ipliğinin pazara çıkaracaktı.

Bugün FETÖ firarisi olan hain eski savcı Zekeriya Öz’ün başlattığı dava yine FETÖ firarisi hain eski savcı Mehmet Berk’e bırakıldı ve ardından yine son olarak FETÖ tutuklusu hain eski savcı Ufuk Ermetcan’a tevdi edildi. Şu listeye baktığımızda bile konunun aslında şikeyle ilgili olmadığı çok net bir şekilde görülüyor.

FETÖ, bir yandan Fenerbahçe başkanını içeri atarken diğer yandan önce stadyumlarda Fenerbahçe taraftarlarına biber gazı ile müdahaleye varan yöntemlerle taraftarı kışkırtıyor ardından televizyonlardaki medya tetikçileri ile Fenerbahçe taraftarlarına terörist yaftası vuruyordu. Amaçları Fenerbahçe camiasını korkutmak ve sindirmek ardından da kontrol altına almaktı. Çünkü o yıllarda Fenerbahçe sadece milyonların gönül verdiği bir futbol kulübü değil birçok branşta şampiyonluklar yaşayan önemli bir kulüptü ve ciddi bir ekonomik gücü elinde bulunduruyordu. İşte bu ekonomik güç Feto’nun asıl ele geçirmek istediği şeydi.

Futbolda Şike soruşturması kapsamında görülen davalarda ise gerçekten çok komik olaylar yaşanıyordu. Örnek verecek olursak: Bir fotoğrafta Aziz Yıldırım’ın elindeki çantada bulunduğu iddia edilen bir miktar paradan bahsediliyor ve bunun şike parası olduğu iddia ediliyordu ancak Aziz Yıldırım, fotoğraftaki çantayı ve iddia edilen miktarda parayı duruşma salonuna getirtiyor ve iddia edilen miktardaki paranın çantanın hacim olarak 3-4 katı büyüklüğünde olduğunu gösteriyor ve iddia edilen çantada maç biletleri olduğu farklı şahitler tarafından kanıtlanıyordu.

Bu ve bunun gibi şike yapıldığına dair birçok iddianın boşa çıkarıldığı ve şike yapılmadığının kanıtlandığı olaylarla duruşmalar devam ediyordu. En basit şekliyle 14 takımın Fenerbahçe’yle şike yaptığı iddia ediliyordu ancak sadece Fenerbahçe ve başkanı suçlanıyor, hapse atılıyor diğer 14 takıma ise neden Fenerbahçe’yle şike yaptığı bile sorulmuyor ya da herhangi bir yönetici tutuklanmıyordu. Bu bile başlı başına olayın nasıl bir komedi olduğunu gözler önüne seriyordu.

Zaman bu şekilde akıp geçti. Fenerbahçe kenetlendi ve Feto’ya boyun eğmedi. Feto’nun çözülmesi de Fenerbahçe’ye kurduğu bu kumpasla başladı. Ellerine yüzlerine bulaştırdıkça bulaştırdılar. Mızrak çuvala sığmadı. Ne yapsalar olmadı. Ne Fenerbahçe ne Aziz Yıldırım ne taraftarlar ne de oyuncular ve teknik heyet bir adım bile geri atmadı.

İşte o günlerde aklımıza kazındı Aziz Yıldırım’ın bu sözü: “Ne şikesi memleket elden gidiyor.”

Belki de ilk defa bu kadar net ve bu kadar ciddi bir şekilde Feto’nun Türkiye Cumhuriyeti için nasıl bir tehdit olduğu dile getiriliyordu. Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe taraftarları belki de gösterdikleri bu mücadeleyle sadece takımlarını değil memleketlerini de kurtarıyorlardı.

Bugün Aziz Yıldırım, futbol camiasının dışında kalmış olsa da tarihin kendisine yüklediği önemli misyonu yerine getirmenin haklı gururunu yaşıyor.

FETÖ’nün ise nasıl bir ihanet şebekesi olduğu hem o gün yaşananlarla hem de sonrasında yaşananlarla ortaya çıkmış durumda.

Ancak Fenerbahçe ve Türkiye Cumhuriyeti dün olduğu gibi bugün de ayakta ve yarın da ayakta olacak.

Fenerbahçeliler de ilelebet Fenerbahçeli olmanın gurunu yaşayacak ve her 3 Temmuz’da bu olayı anacak…

“Kalpleri Fetheden Renkler

Yaşa Fenerbahçe

Türk’ün Kalbi Seninle Atar

Yaşa Fenerbahçe

Mazinde Bir Tarih Yatar

Yaşa Fenerbahçe

Ne Mutlu Seni Sevene

Yaşa Fenerbahçe”

 

Mehmet Caner Çavuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu