ToplumYazılar

Kapitalizmin Duygusal Sömürüsü : 14 Şubat

 

Kapitalist sistem sonucunda oluşan, kültür endüstrilerinin tüketim çılgınlığı yarattığı ve insanları belirli kalıplar içinde hareket etmeye zorladığı özel günlerden birisidir “14 Şubat Sevgililer Günü”. Gelin bu büyülü günün tarihçesine bir bakalım…

Sevgililer gününün hikâyesi III. yüzyıla dayanmaktadır. İmparator II. Claudius Roma’yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardır ve onun en büyük sorunu ordusunda savaşacak asker bulunmamasıydı. Bunun sebebini ise Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleri olarak görmektedir. Soruna çözüm olarak ise Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentina’da Cladudius’un hükümdarlığı zamanında Roma’da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudis’un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti, lakin imparator Claudius bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine, insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı, yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü ve Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatında da Hıristiyan şehitliğine gömüldü. O günden bu güne bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda “Aziz Valentin Günü” (Valentine’s Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır. Sevgililer günü o tarihten günümüze sadece Batı ülkelerinde değil, hemen hemen dünyanın her yerinde kutlanan bir gün olma özelliğine kavuşmuştur.

14 Şubat Sevgililer günü popüler kültürün birçok öğesini üzerinde barındırmaktadır. En önemli öğesi olarak kitle iletişim araçları tarafından insanlar üzerinde kurulan hâkimiyet neticesinde, bu özel günlerde, onların yapmaları gereken bazı davranışların bulunduğu sürekli hatırlatılmaktadır ve bir zaman sonra bu davranışlar mecburiyete dönüşmektedir. Eee böylece sosyal yaratık olan insanlarda sanki mutluluğun formülünün bu olduğuna kanaat getirerek söyleneni yapan robot canlılara dönüşüveriyorlar. Kapitalist çevreden etkilenen, gördüklerini yapan ama düşünmeyen robotik insanlar, kitle iletişim araçlarının çerçevesini ve içeriğini belirlediği yapay ortamda hareket ederek mutluluğu arar duruma gelmişlerdir.

Her iki cinsin birbirine hediye almak zorunluluğunu hissetmeleri kitle kültürünün oluşturmuş olduğu kitlesel tüketimin tezahürü olmaktadır.

Gelin bakalım kitle iletişim araçlarının yetiştirilmesiyle sevgililer gününde yapılması gereken davranışlara:

Hediye ve hediye kartı değişimi: Kişiselleştirilmiş hediyeler, kırmızı güller, konser biletleri, çikolatalar, dekoratif eşyalar gibi hediyeler

Sevgi/bağlılık göstermek: Baş başa vakit geçirmek, romantik kaçamaklar yapmak, evlenmek, evlenme teklif etmek gibi,

Dışarı çıkmak: Restoran, bale, parti, konser, kulüp, film, tiyatro gibi yerlere gitmek,

Yiyecek/içecek hazırlamak ya da tüketmek: Romantik yiyecekler, kalp şeklinde sandviçler hazırlamak, çikolata ve şekerler hazırlatmak, pahalı şaraplar içmek gibi,

Giyinmek: Belli renklerde iç çamaşırlar giymek, temalı kravatlar takmak, ne giyeceğine karar vermek, saç yaptırmak gibi davranışlardır.

Sevgililer gününde aşk, sevgi, samimiyet, fedakârlık, karşılıklı beklentiler, hediyeler gibi temalar medyada, alış veriş merkezlerinde, caddelerde ve insanların karşılıklı görüşmelerinde ilk sırayı almaktadır. Böylelikle 14 Şubat Sevgililer Günü kapitalist sistem içinde medyanın ve diğer kültür endüstrilerinin elinde tüketim histerisine dönüştürülerek, ticari bir formasyonda sunulmaktadır.

Bugünün en önemli ekonomik potansiyeli de eşlerin birbirine aldıkları hediyelerdir. Kitle iletişim araçlarının hediye sayfaları da aylar öncesinden hazırlanan bir reklam ve halkla ilişkiler kampanyasının en görünür olduğu alanlardır. Burada da haber formatında alternatif hediyeler, içeriği doğallaştırılarak okuyucuya iletilmektedir. Gazeteler, dergiler ve televizyonlar bu gün için yayın akışlarını değiştirir ve bu güne özel önem atfederler.

Helikopterle sevgilinin evinin üstünden gül yağdırmak” gibi… ayrıca sevgilisi olmayanlar da düşünülür ve onlar içinde planlar yapılır. Kısacası kapitalizmin bütüncül toplum olma ideali, bir günle medyanın, işletmelerin kişiler arası ilişkilerle birlikte somutlaştırılır.

Bu günde alınan hediyelerin, gidilen yerlerin maddi değerleri sevginin şiddetini ve boyutunu gösterir duruma gelmiştir. Duygunun maddi boyutla ölçüldüğü, mananın maddiyatlaştırıldığı, sevgi adı altında maddi güç gösterilerinin yapıldığı günler, insanlara güç iklimini gösterebilme imkânı sunduğu için sahip olanlar tarafından desteklenmekte, varlığının devamı için çaba sarf edilmektedir. 14 Şubat Sevgililer günü de insanlarda mutluluk hissi, rahatlama duygusu yaratmaktadır. Ama gerçekte durum böyle değildir ve süreç devam etmektedir. Çünkü bireyin sabit miktarda istekleri yoktur ve kapitalist sistem bu ince noktayı gözünden kaçırmamaktadır. İnsan ihtiyaçlarının hudutsuzluğu kapitalizmi, yaratılan ihtiyaç sahaları ve bunları karşılayacak araçları sağlama çabası içine itmiştir.

Üçüncü yüzyıldan beri çeşitli vesilelerle kutlanan Sevgililer Günü, Sanayi Devrimi sonrasında asıl patlamasını yaparak uluslararası bir etkinliğe dönüşmüştür. Bu özel gün bireyleri tüketime, alışverişe, eğlenceye ve belirli kalıplar içinde hareket etmeye zorlayarak sermaye sahiplerinin iktidarını tesis etmesine yardım eden kurmaca bir gün haline gelmiştir. Öyle ki, günümüz kitle iletişim araçları da yayınlarıyla bu günün önemi, nasıl kutlanması, ne yapılması, nereye gidilmesi, ne giyilmesi, ne yenilmesi, nasıl hediye alınması gerektiği gibi kalıp eylemler hakkında öğretici ve teşvik edici yayınlarını günler öncesinden yaparak insanları disipline etme görevini ifa etmektedir. Bireyi dolayısıyla toplumu eğlendirme, aynılaştırma akabinde de kontrol etmenin ve bir aracı olarak görülen Sevgililer günü kapitalist sistemin bu amaçla destekleyip teşvik ettiği özel günlerden birisi olmaktadır. Kapitalist sistem Sevgililer Günüyle kişilerde “sahip olma” güdüsünü alabildiğince kışkırtarak ya da kitlesel bir histeriye tutulmuşluk hali icat ederek bütün bir toplumu disipline etmektedir. Bu sayede de toplumun kontrolü, güdülmesi, maniple edilmesi için karmaşık-etkili disipliner tekniklere olan ihtiyacını minimize etmektedir. Sonuç olarak, kapitalist sistem kültür endüstrisinin bir ürünü olan Sevgililer Günüyle arzu ettiği kitleleri kolayca üretip, tüketimciliği bir değer, yaşam ideolojisi, hayatı anlamlandıran bir unsur olarak kitlelere sunmakta; bu sayede de kitle üretimi döngüsünü devam ettirmektedir.

Yüzyıllar öncesinden gelen alışkanlığı kaldırmamız mümkün değildir ama o günü maddiyata indirgemeyi kaldırabiliriz. Sevgililer Gününü manevi sevgiye dönüştürebiliriz…

Ayşenur Çin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu