Yazılar

Çocuk ve Aile

Toplumun en değerli ve küçük yapı taşı ailedir. Gözümüzü açtığımız günden itibaren bizim üzerimize titreyen, koşulsuz sevgisini gösteren bir kitle. Aile, anne baba ve çocuklardan oluşan en küçük topluluktur. Günümüzde zamanla değişen ve gelişen durumlarla aile yapıları da etkilenip, değişiklik göstermektedir. Ailenin temelini evlilik oluşturur. Sağlıksız bir evliliği olan karı-kocanın sağlıklı bir aile yapısına sahip olması, sağlıklı anne-baba olması düşünülemez. Çocuk, doğar doğmaz çevresini hissedebilen bir varlıktır. Sağlıksız ailede anne babası arasındaki gerginliği hisseden çocuk kendisini güvende hissedemez, kaygılanır. Bu kaygı zamanla çevremizdeki insanlara ve en önemlisi de çocuklara aktarılır. Öfke nöbetleri, korku ve şiddet göstergesi olarak bizlere yansır. Her bireyin yaşamış olduğu sorun, her ne olursa olsun çocuğa yansıtılmamalıdır. Sevgisiz bir çiçek dahi büyümezken, sevgiden yoksun bir bireyin sağlıklı büyümesini de bekleyemeyiz.

Çocuğun Ailesini Rol Model Alması

Çocuklar, anne-babalarını gözlemleyerek, insanlarla ve birbirleriyle anlaşma yollarını öğrenirler. Anne ve babasını gözlemleyerek, onların davranışlarını bir ayna olarak kullanırlar.  Eğer anne-baba, bir tartışma esnasında birbirlerine düşmanca ve saygısızca davranıyorlarsa, çocuk; saldırganlığı, problemlerinin bir çözümü olarak kabul edebilir. Tartışmalı ortamlarda saldırgan olmayı rol model alan çocuklar, kendilerinden yaşça daha büyük ve daha güçlü gördükleri anne-babalarına karşı saldırgan davranışlarda bulunmasalar bile, akranlarına veya kendinden küçük çocuklara karşı saldırganca davranabilirler. Unutmayın, iyi veya kötü tüm davranışlarda aile olarak siz birer ayna gibi yansıtıcı görevi görmektesiniz. Çocuk iyi ve kötü ayrımı yapamadığı için her türlü davranışı sizden öğrenerek, bulunduğu ortama yansıtacaktır.

Aile Tutumları

Çocuklar, özel durumlar dışında (ölüm, ayrılık, çocuk yetiştirme kurumuna verilme) anne babası ile yetişmektedir. Anne baba arasında sevgi, saygı, uyum var ise aile huzurlu; sevgi, saygı, uyum az ya da yok ise aile bağları zayıftır ve bu bireylerde huzursuzluk söz konusu olur. Bu huzursuzluktan çocuk da doğrudan etkilenmektedir.

Peki, çocuklar üzerinde bu kadar büyük öneme sahip anne-babanın, çocuğa gösterdiği tutum ve davranışlar neye göre belirlenir?

Çocuklara olan tutumlarımızda önce hoşgörülü sonra tutarlı olmalıyız. İstemediğiniz bir davranışı yapmasını doğru bulmadığınızda verdiğiniz ‘’HAYIR’’ kararlı bir hayır olmalıdır. Hayır dedikten sonra çocuk üzüldü ya da ağladı diye, asla hayır’ınızdan dönmemelisiniz.  Bir kere döndüğünüz an çocuk her ağladığında anne ve babasını ağlayarak tüm istemediği davranışlarından döndüreceğine inanır. Bu durumu yaşadıktan sonra sizin hayır cevabınız çocuk üzerinde evet olarak algılanmaktadır. Bu da otoritenizin sağlanamayacağı anlamına gelmektedir. Kesin, kararlı, net ve anlaşılır olmanız en önemli unsurdur.

Neden bazı anneler aşırı koruyucuyken bazıları vurdumduymazdır? Neden bazı babalar otoriterken bazıları ilgisiz, bazıları sevecendir?

Bu sorunun ilk cevabı: O anne-babanın yetiştiriliş tarzıyla, kendi anne-babalarının veya onları yetiştiren diğer bireylerin onlara gösterdiği davranış ve tutumlarla yani kendi çocukluk zamanlarında yaşadıklarıyla bağlantılıdır.

Ülkemiz konumu itibari ile doğu batı sentezi karışımından oluştuğu için çok geniş bir kültüre sahiptir. Çocukların yetiştirilmesinde kültürel kaynaklı farklılıklar gözlemlenmektedir. Örf ve adetler işin içine girdiğinde çocukları yaşıtları ile kıyasladığımızda çok farklılıklar gözlemleyebiliriz. Ege kültüründe aile çocuk sayısına bile karışılmazken Doğu kültüründe büyük anne ve büyük dedeler ailelerin çocuk sayısına dahi karışmaktadır. Kaldı ki Doğu kültüründe çekirdek bir ailenin tek başına çocuk yetiştirmesinden bahsedilemez. Aile büyükleri çocukların yetiştirilmesine müdahil olmaktadırlar. Baskı altında olan bir ailenin çocuğa vermiş olduğu etkiler ise geleceğine yön veren büyük unsurdur. Gelecekte birey olacak çocuğun davranış bozuklukları bu şekilde başlar. Çekirdek aile ve geniş ailesi arasında kalarak gelgitler başlar. Kendi babasının ailede bir rolü olmadığını düşünerek ileride babasının düşüncelerinin önemsiz olduğunu düşünür. Farklı bir bölge ile kıyasladığımızda babanın rolü bir büyük baba ile karşılaştırılmaz. Bu bölgede yaşayan çocukta ise babası hakkında daha net ve kesin fikirler oluşmuştur.

Anne Baba Tutumları Nelerdir?

Aile içinde olan iletişim şeklidir. Bu etkileşim şeklinin sonucunda çocuk, anne ve babasının davranış ve tavırlarına karşılık olacak şekilde yeni davranışlar kazanır. Anne-babaya düşen vazife; çocuğun sosyalleşmesi için uygun ortamlar hazırlaması, çocuğa uygun model olması, ilgi alanları ve yetenekleri göz önünde bulundurarak, gelişmesi için gereken şartları hazırlamasıdır. Bazı anne-babaların bu tutumları bu özellikleri çocuğa kazandırırken bazı aileler ise çocuğun tutumlarını bozmaktadır.

Aşırı Koruyucu Anne-Baba Tutumu

Bu tutumda; çocuk ailenin ilgi odağı halindedir. Anne ve baba kendi ihtiyaçlarını görmezden gelerek her şeyi çocuklarına göre şekillendirir. Kendilerini tamamen unutarak, ihtiyaçlarını erteleyerek, çocuğun ihtiyaçlarını odak noktaları haline getirirler ve sadece ona yönelirler. Bir istediği asla iki edilmez, el bebek gül bebek gibi büyütülür. Çocuğun bir şey istemesine fırsat vermezler, o demeden anne-baba durumu sezer ve gereken ihtiyaçlarını karşılarlar. Ağlamasına fırsat kalmaz. Önüne çıkacak tüm engelleri anne baba onun adına aşar. Yemek yemesinden çocuğun üstünü başını giymesine kadar bu görevi anne üstlenir. Aşırı koruyucu tutumla büyütülen çocuklar, okula başladıklarında uyum sürecinde sorun yaşamaya başlarlar. Kendi kendine yemek yemeyi reddeder, ayakkabılarını tek başına giyemez ya da zor gelir, tuvalete tek gitmekten hoşlanmazlar. İnce motor becerileri tamamlanmamıştır, çünkü çocuğa gelişimi için fırsat tanınmamıştır. Kaba motor gelişimine ait hareketlerinde (yürümek, koşmak, zıplamak gibi) zorlandığı görülür. Bunun sebebi ise, ailesi tarafından gözden sakınılarak büyütülmesidir. Çocuk anne ve babasına bağımlıdır. Özgün bir kişilik geliştiremez, bağımsız hareket etmekte, kendi fikirlerini fark etmekte güçlük çeker.

Ret Edici Anne-Baba Tutumu

Bu tutuma sahip kişi, çocuğa evdeki diğer çocuklardan gözle görülür şekilde ayrımcılık yaparak  (olumsuz, kötü, ret edici, ezici) davranır. Çocuk ne yapsa suç olur. Her yaptığını eleştirerek, hiçbir davranışı beğenilmez. Tüm gözler çocuğun üzerindedir ve sürekli açık aranır. Hep yaptığı yanlışlar üzerinde durulur. Çocuğu ezmek için en ufak fırsat kollanır, hatta fırsat yoksa da oluşturulabilir. Evde karşılaşılan her problemin sorumlusu çocuktur.

Özetle çocuk ağzıyla kuş tutsa dahi kimseye yaranamaz. Bu şekilde yetiştirilen çocukta sağlıklı benlik imajı oluşması mümkün olmaz, kendini sevilmeye layık görmez, başkaları her zaman kıymetli, o ise değersizdir. Kolay kolay güvenemez ya da ‘yanlış’ insanlara kolaylıkla güvenebilir. Bu durumda sinirli ve saldırgan olma durumu ile karşılaşılabilir. Kendisini yalnız “çirkin ördek yavrusu” gibi hissedebilir. Kendisine “doğru rol model” olunmadığından hayatı kendisi, tek başına öğrenmek zorundadır. Bu sebepten dolayı da doğru davranış kavramını kolay öğrenemeyecektir.

İlgisiz Anne-Baba Tutumu

Bu tutumda aile, çocuğun davranışları karşısında her zaman umursamaz ve ilgisiz bir tavır içerisindedir. Bu tür tutuma sahip ebeveynler rahat, vurdumduymaz ya da agresif bir kişiliktedirler. Etrafındaki insanlarca aşırı hoşgörülü veya aşırı boş vermiş olarak algılanabilirler. Çocuk var mı yok mu çok oralı davranmazlar ta ki, çocuk tarafından kendilerine bir zorluk çıkarılana kadar. Yoğun bir iş temposunun olduğunu, eve yorgun döndüğünü ve eve döndüğünde dinlenmekten başka bir şey istemediğini savunan ailelerin geneli bu tutumu benimserler. Ev ya da çocukla ilgili bir problem duymaya kendilerini kapatırlar. Çocuğun sorun çıkarmaması ve kendisini rahatsız etmemesi yeterlidir.

Otoriter Anne-Baba Tutumu

Çocuktan yaşı üzerinden bir olgunluk beklenen, hata yapmasına tolerans gösterilmeyen bir tutum olan otoriter anne baba tutumunda ailenin tüm ilgisi çocuk ve çocukların davranışları odağındadır. Çocuğun bütün hareketi adeta bir kamera ile takip edilir, ufacık bile olsa hatası anında düzeltilmeye çalışılır. Ebeveyn sadece hata ve kusur düzeltmeye odaklandığından gergin, stresli bir haldedir. Çocuk da aynı şekilde hata yapma korkusuyla kaygı ve stres altında yaşamaktadır.

Tutarsız Anne-Baba Tutumu

Çocuğun belli bir davranışının kimi zaman takdir edilmesi, kimi zamanda aynı davranışı sergilediğinde cezalandırılmasıdır. Ailelerin, çocuklar arasında ayrımcılıklar yapması sonucunda ortaya çıkar. Bu durum genelde tutarsızlığa maruz kalan çocukta kardeş rekabetinin gelişmesine, stresli ve agresif tavırlar sergilemesine zemin hazırlar. Mesela bir örnekle; ülkemizde erkek çocuklar konusunda daha ayrıcalıklı davranıldığı görülmektedir. ‘Sen erkeksin, bırak ablan yapsın, erkek dediğin masa hazırlar mı, nerede görülmüş, sen otur kardeşin hazırlar’ gibi cümleler çocuklar arasında sürtüşmelere sebebiyet verir. Bazen de bu durum çocuk sıralamasında kendini belli eder, büyük çocuklara daha kuralcı yaklaşılırken, küçüklere daha hoş görülü yaklaşıldığı sık karşılaşılan durumlardandır. Tutarsız tutuma maruz kalan çocuklarda ‘doğruyu’ ve ‘yanlışı’ ayırt etmekte zorluk çektikleri, nerede nasıl davranması gerektiği konusunda kararsızlık yaşadıkları sık görülür.

Demokratik Anne-Baba Tutumu

Bu tutumda ebeveyn ile çocuk arasında sözel iletişim sağlıklıdır. Görüşlerini açık ve anlaşılır bir şekilde dile getiren ebeveyn, çocukla samimi bir iletişim halindedir. Eleştiriler kişiliği baz almaz, davranışa yöneliktir. Ailenin çocuktan beklentileri yaşıyla orantılıdır. Çocuğa yaşına uygun görevler verilir. Karşılaşılan sorunlarda birlikte çözüm yolları bulunması esastır. Çocuğa duygu düşüncelerini rahatça ifade edebilmesi için fırsat tanınır. Çocuk da ailenin bir üyesi olduğundan, alınacak kararlar çocuğa da sorulur. Demokratik tutum ile büyüyen çocukların; saygılı, fikirlerini rahatlıkla dile getirebilen, düşünüp, araştırıp sorgulayabilen, sosyal ve duygusal açıdan güçlü bir karakterde oldukları da görülmektedir.

Doğan Cüceloğlu’nun güzel bir sözü ile kapanışı yapmak istiyorum.

‘’Benim çocuğum benim beklentilerimi gerçekleştirmek için değil, kendi hayallerini keşfedip onları gerçekleştirmek için yaşamalı.’’

 

Özge ERTEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu