TarihYazılar

ABDÜLAZİZ NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?

 

Yazıma başlamadan evvel size Osmanlı Devleti’nde bir hanedan geleneğinden bahsetmek istiyorum.  Padişah, tahttan indirilir, öldürülür yahut hakaret görürse bunun intikamını almak padişaha aittir. Eski hükümdara yapılan yeni hükümdarın lehine de olsa bu durum değişmez. Yani yeni gelen hükümdar Kutsal Soy’un intikamını almaya bir yerde mecburdur. Hakan bunu yapmazsa hakanlık sıfatı eksik kabul edilir. Hunlar’dan Tabgaçlar’a, Göktürklere, Uygurlara, Karahanlılara, Selçukoğullarına onlardan da Osmanoğullarına geçen gelenek bu şekilde olmuş hanedanın yazısız anayasası haline gelmiştir.

Osmanlı Tarihinde birkaç olaya bakarsak:

17 Mart 1513’te tahta çıkan kardeşi Yavuz Sultan Selim’den canını kurtarmak içim ağabeyi Korkut Han, Mısır’a kaçmak üzereyken yeri Antalya’da Türkmenler tarafından ihbar edilip yakalatıldı ve idam edildi. Yavuz ağabeyini ihbar eden 15 Türkmeni derhal öldürttü.

20 Mayıs 1622’de Genç denen II. Osman kapıkulları tarafından şehit edildi. Kardeşi IV. Murat tahta çocuk olarak ve niyabet altında geçti. Büyüyüp niyabetten kurtulunca ağabeyinin ölümü ile yalnız ilgili olanları değil ölümüne sebep olan zihniyeti de imha etti. Bu yolda öldürdüklerinin sayısı binleri bulmaktadır.

17 Ağustos 1648’de Sultan İbrahim Han öldürüldü. Yerine geçen oğlu IV. Mehmet altı yaşında idi. Babasının tahttan indirilmesinde uzaktan yakından ilgisi olan her şahsın adını emrindeki bir Enderun subayına gizlice yazdırdı. Yıllar geçip büyüyünce isimleri unutmak istemiyordu. 15 yaşında niyabetten kurtuldu. Deftere yazılan isimleri bulup öldürttü.

22 Ağustos 1703’te Edirne Vakası olarak bilinen ihtilal ile II. Mustafa tahttan indirildi hayatına dokunulmadı yerine kardeşi III. Ahmet çıktı bir yıl geçmeden ağabeyini tahttan indirenlerin hepsini öldürttü.

1 Ekim 1730’da Patrona Halil isyanında bu defa III. Ahmet tahttan indirildi. Hayatına dokunulmadı, hiçbir hakaret görmedi, yıllarca yaşayıp eceli ile öldü. Yerine ağabeyi II. Mustafa’nın büyük oğlu I. Mahmut çıkarıldı. Sultan Mahmut amcasını (kendini tahta çıkarmak için) tahtından edenleri bir yıl geçmeden kılıçtan geçirdi.

Tüm bu olayları aslında tarihte beni en çok etkileyen taht değişikliğini anlatmak adına yazdım. Sultan Abdülaziz’in şahsi çıkarlar uğruna tahtından edilişi, ve tarihçiler arasında bölünmeye sebep olan intihar mı etti öldürüldü mü tartışması?

Olay ayrıntılar bakımından çok uzun olsa da öldürüldüğü yönünde ki tezi destekleyen biri olarak kısaca size bu tezi aktaracağım.

2. Abdülhamit tahta çıktığı andan itibaren öldürüldüğünü düşündüğü amcasının başına gelenlerin hesabını sormayı kendine borç bilmiş, kendinden öncekiler gibi geleneği bozmamıştır. Bu olaya karışan herkesi mahkemeye çıkararak cezalandırılmalarını sağlamıştır.

Şimdi ilk sorgu kayıtlarına bakalım:

Padişahın yanında yanın da yıllardır çalıştığı halde bu olayda başrol oynayan Hüseyin Avni Paşa ile işbirliği yapan Arz-ı Niyaz Kalfa tevkif edilip Yıldız’a getirilmiş sorguya çekilmiş, bir tek bu sanık Sultan Abdülaziz’in öldürülmediğini intihar ettiğini söylemiştir.

Hazinedarlardan Zevkyab Kalfa ifadesinde

  • Odaya hep beraber girdiğimizde Hakan henüz hayattaydı “Allahé diye inliyordu. Odada kimse yoktu fakat bir adam pencereden atlıyordu

Rakım ve Reyhan Ağalar

  • Katline iştirak ettiğimizi hakanın damarları kesilirken gözcülük ettiğimizi kabul ediyoruz.

En çok üç pehlivan ve Fahri Bey üzerinde durulmuştur. Zira bu dördü fiilen katil olmak ile itham edilmiştir. Başları olan Mustafa Çavuş sorgusunda (19 Nisan 1881) şu ifadeyi vermiştir:

-Damat Mahmut Paşa beni ve arkadaşlarımı Cezayirli Mustafa ve Mehmet Ağayı Mabeyn-i Hümayun’da misafirlere mahsus olan odaya celb etti yalnızdı… “ Sizi Fer’iyye Sarayına memuren göndereceğim, maaşlarınız  yüzer akçedir ; fakat böyle yüzer akçeyi neden veriyoruz biliyor musunuz? dedi. (Görev olarak bahçe hizmetlerinde gösterilmişlerdi ki bunlarında maaşı 3 akçedir) Bizde bilmediğimizi söyledik “ Sultan Abdülaziz’i öldüreceksiniz” dedi. Biz böyle bir şeyden korkarız dedik. Ne korkuyorsunuz padişahımızın (Sultan Murat’ın) emridir, bizde size emir veriyoruz dedi.

Verdiği talimatın için de Sultan Abdülaziz’in işini kimsenin anlamayacağı, intihar ettiği sanılacağı şekilde bitirin ; önce sol kolunun damarlarını kesin , sonra sağ kolunun damarlarını dahi keserek işini bitirin diye tavsiye verdi. Damat Nuri Paşa’da bu emri onayladı.

Sabah Mabeynci Fahri Bey geldi bizi saraya soktu. Beyaz saplı çakıyı o bana verdi. Hep birden Hakan’ın odasına girip Hakan ayağa kalkmadan kucakladık. Fahri Bey ellerini arkasından tuttu. Cezayirli Mustafa ile Mehmet birer ayağına oturdular. Bende bana tarif edildiği şekilde önce sol, sonra sağ kolun damarlarını çakı ile kestim. Üç harem ağası kapının önünde durup odanın iç tarafında bizi seyrettiler, şeklinde ifade verdi.

Üç harem ağasının biri ölmüştü diğer ikisi ifadesinde biz odanın dışında kimse girmesin diye bekledik içeride değildik dediler.

Bunun üzerine hakim Mustafa Pehlivan’a şu soruyu sordu

-Harem ağaları odanın dışında imişler o sırada Sultan Aziz Hazretleri ne hal ve muamelede bulundular? Hakan merhum bünyece çok güçlü kuvvetli olduğundan nasıl zapt ettiniz?

-Harem ağaları odanın içindeydiler bir an çıkmış olabilirler biz onlara değil işimize bakıyorduk. Hakan Hazretlerini gafil avlamıştık henüz giyinmemişti. Gecelik kıyafetlerle oturmuş Kur’an-ı Kerim okuyordu. Bizi aniden görünce başına gelecekleri anlayıp şaşkınlık için de “Aman Yarabbi!” diyebildi sadece. Odada kaldığımız müddet 5-10 dakikadır demiş, diğer iki pehlivanda aynı doğrultuda ifade bulunmuştur.

Muhakkak ki burada size anlattığım mahkemenin sadece ön sorgusudur ki hepsini yazsam sanırım bir kitap olur. Abdülaziz gibi büyük bir Sultan’ın intihar ettiğini asla kabul etmeyenler grubuna dahil olduğumdan incelediğim kaynaklarla bana yanılmadığımı göstermiştir. En büyük teselli Sultan Abdülhamit’in bu suçu işleyen herkesi damatları dahil adil şekilde cezalandırmasıdır.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu