Kültür - MedeniyetYazılar

Tarihe Doğru Geçit : Kutluca Taşköprü’sü

Tanınmadık bilinmedik bir mekan ziyaretinde tanışma faslının bel kemiği olan kısım ‘’Nerelisin Peki?’’ sorusu duyulmuşsa belli muhabbet tatlanacak. Bir yakınlık hissedilmiş olunacak ki vaziyet almak gerekir duruma göre hikayeler, anılar peş peşe aktarılacaktır. Kimse sormadan anlatayım istedim bu defa, çocukluğumun geçtiği Taşköprü Kutluca’yı.

Kocaeli’nin Körfez ilçesine bağlı Kutluca köyü son zamanlarda gelişime açık alanlar arasında ismini sıkça duyduğumuz bir alan haline gelmeye başladı. Genelde mesleki kısma atıf yapan kimyanın yoğun olduğu bilim- teknoloji içerikli yazılar kaleme alıyordum. Köyü mü özledik? nereden çıktı bu yazı denmeden şöyle cevaplayayım bilim – sanat hayatın her yerinde bunu da bağlayacağım.

Tarih ufku, tarihe sahip çıkma, kültürel değerlerin korunması gibi ihtiyaçların karşılanması için birbirinden farklı bilim dalları ortaya çıkmıştır. Kültür mirası olarak bilinen adetler, gelenekler, yaşam alanları ile hepsi bir araya geldiklerinde bir değeri ortaya koymaktadır. Yalnızca kültürel miras olarak bilenen değerlerin tarihçesinin hıfz edilerek ezberlenmesi, ya da sayfalarca yazılması onları korumaya yeterli midir? Okunmayan kitap, bilinmeyen tarih, sahiplenilmeyen saygı duyulmayan kültür onları ayakta tutabilir mi? Bence okurken bile vicdanımız gereken cevabı vermiştir. Bütün bunları yazıp çizerken bölgede anıları ve hikayeleri olan bütün akademisyen, avukat, doktor, bilim insanı, işçi, çalışan, emek veren aynı duygulara sahip olan her kim varsa sahip çıkılmazsa sadece kitaplarda yazılı tozlu tarih sayfaları olarak kalır. Bölgede yetişip sonrasında birkaç gazetenin köşe yazısında görüp benim köyüm demek yerine hayatınızın içine sokup gençliği ile yaşayanları ile hasbihal etmek daha doğru olur. Yapılmaz ise fazla değil sizden bir nesil sonrası başlarında bir turist rehberi ile bir zamanlar buralar bizimdi türküsü ile gezerler.

Bölgeye ismini veren tarihi Kutluca Taşköprü’sü, sizler için buraya eski ve restorasyon sonrasına ait olan bir fotoğrafını bırakacağım. Taşköprü olarak bölgeye ismini veren Kutluca Taşköprü’sü, 7 gözlü ve 5 kemerden oluşan yapısı Roma dönemine kadar uzanan kültür mirasına köprü görevi görmekte. Kutluca Taşköprü’sü 25 metre kadar uzunluğa sahip olan yöreye ait kesme taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Bana kalırsa en önemli özelliklerinden biri kullanılan malzemesinin de yöreden olmasıdır. Milat’tan sonra birinci yüzyılda Göksu üzerine inşa edilmiş olan köprünün duvar işçiliği ve mimaride kullanılan kemer tekniği dikkat çekici özelliklerindendir. Bölgede Kutça ya da Kutluca olarak bilinen köy ile Duranlı köyleri arsında yer alan köprüye Geudos adı verildiği kaymakamlık ve çeşitli kültür bakanlığı kaynaklarında edindiğim bilgiler arasında yer almaktadır. 1940’lı yıllarda Alman Karl Dörner, Taşköprü özelliklerini incelediği çalışmasında köprünün İmparator Cladius döneminde inşa edildiğini belirtmiştir. Dönemin en önemli ticaret yollarından olan İpek Yolu ile İzmit’i birbirine bağlamaktadır. Sonraki yüzyıllarda Taşköprü olarak anılmaya başlanan köprünün 2 bin yıllık Nikomedia sikkeleri üzerinde resmedilmiş olduğu kaynaklarda geçmektedir.

Kutluca Taşköprü’sü restorasyon işlemleri yapılmadan önce bir görüntü

 

Kutluca Taşköprü’sü restorasyon çalışmaları sonrası bir görüntü

 

Malzemesi bölgedeki taşlardan yapılmışsa yalnızca köprü mü yapılmıştır diye arada düşünürdüm. Sosyal medya konusunda farklı görüşlerimi belirttiğim birkaç yazım olmuştu. Sosyal medyada karşılaştığım mimar bir hanımefendinin sayfasında Kutluca Taşköprü’sünü görünce hemen dikkatimi çekti. Biraz daha incelediğimde köprü mimarisi ve fotoğrafından ziyade farklı bilgileri de okudum. Yüksek Mimar Seda Özen Bilgili hanımdan öğrendiğim bilgilere göre; kullanılan malzeme Rudist Fosil kireç taşı malzemesi bölgeden bulunan taş ocaklarından elde edilmektedir. Buradan çıkarılan taşlar İtalya, Mısır ve Yunanistan’a ihraç edilmiş. Buradan elde edilen taşlar yine Kültür mirası olarak kalan dünya çapında üne kavuşmuş yapılarda da kullanılmış.

Seda Özen Bilgili 19 Şubat 2021

Kocaeli Kutluca taş ocaklarının ürünü olan rudist fosili kireç taşı İtalya’da “occhio di pavone” Roma’da: Marmor Triponticum olarak bilinmektedir. Kutluca taş ocaklarından çıkan ürünler Bayezid Camii, Kariye, Zeyrek’te ve Ayasofya’da “Omphalion”unda işaretli taşlar, yine “Marmor Triponticum” olarak kullanılmıştır.

Fotoğrafta en sağda bulunan Kanuni türbesine ait “Marmor Triponticum” birçok Osmanlı eserinde kullanılmış. Sosyal medyada yakaladığım bu fotoğrafta Osmanlının kendinden önce yaşamış ve miras olarak kalmış eserlerde yalnızca mimari ve teknik yapıya sahip çıkmanın yanı sıra malzeme bilimine önem verdiği vurgulanmaktadır.

Tuğrul ÖZTÜRK

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu