İlahiyatToplumYazılar

YENİ FETÖ’CÜKLERİMİZ TOHUMLANIYOR !

Bitmiyor derdimiz. Bu kadar cehaletin içerisinde bitmesi de çok mümkün değil. Bu kadar bukalemunun içinde kimin ne olduğunu anlamak da çok mümkün değil. Eskiden hısım da hasım da kendini belli ederdi. Şimdilerde ise kimin ne olduğunu anlamanız için ciddi bir beyin yormanız ve sonunda anlayabilirseniz şükretmeniz gerekiyor.

Tam 4 yıl geçti 15 Temmuz hain darbe girişimin üzerinden. Bugün hala mücadelesi devam ediyor. En azından devletin resmi kanalları mücadelenin devam ettiğini söylüyor. Askeri alandan tutun kamunun çeşitli alanlarına kadar operasyonlar yapılıyor. Ancak FETÖ sadece kamu içerisinde mi idi? Bunu da sormadan edemiyorum kendime.

Bu ülkede yıllarca gizli veya açık bir şekilde çeşitli faaliyetler yürütmüş, cemaat kisvesi altında insanların dini ve vicdani duygularını sömürmüş, ancak çok sonraları bir terör örgütü olduğu anlaşılmış bu yapı ile mücadele etmek bu kadar basit mi? FETÖ’nün bu ülkede dini duygulara verdiği zararı, inanç tahriflerini, kimlere ne öğrettiğini, kimden ne aldığını da bir sorgulasak artık iyi olacak.

Açıkçası FETÖ ile FETÖ gibi mücadele edersek bu kavganın kazananı biz olmayız. Elbette ki FETÖ’de olmaz. Ancak FETÖ zihniyetinin bu ülkenin düşünce dimağlarına yerleştirdiği patlayıcılar gün gelir, yeni FETÖ’ler doğurur. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Mücadele tabi ki kamuda ve kolluk kuvvet alanlarında yapılır. Ancak düşüncelerde, zihniyetlerde, inanç alanlarında tahrif edilen yerler onarılmadığı sürece FETÖ gitse de ardından yetişen birçok zihniyetin sıkıntısı yaşanır, yaşanıyor, yaşanacaktır.

Gelelim bu kısa girizgâhın ardından meselemizin özüne.

Geçtiğimiz günlerde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali KÖSE, 15 Temmuz ile ilgili TRT’de katıldığı bir programda tam da kendimi ait hissettiğim birtakım fikirleri açıkça dile getirdi.

 

Şöyle dedi Ali KÖSE: “Allah bu millete bir daha 15 Temmuz’lar yaşatmasın. Dua bizim vazifemiz fakat siz tedbiri almazsanız, akıllı davranmazsanız, o FETÖ denen örgütün yapılanma şeklini aynı yolları kullanarak bugün hâlâ devam eden başka gruplar hakkında gerekli tedbirleri almazsanız Allah size yardımcı olmaz.

Siz vazifenizi yapacaksınız, Allah da size yardımcı olacak. Benim bu konudaki kanaatim 15 Temmuz’dan gerekli dersleri almadığımız yönünde. Ve yeterli önlemleri alınmadığı şeklindedir. Hatta ben bunu, bir ‘FETÖ gitti bin FETÖ geliyor’ diye değerlendiren, sloganlaştıran birisiyim. Bu uyarıyı yapmak benim vazifem. FETÖ ile alakalı sonra bizlere, ilahiyatçılara, ‘Neden bu konuda uyarılar yapmadınız’ diye sitemler oldu. Özellikle akademisyen ilahiyatçılara. Ben bunu alıyorum ve kabul ediyorum. Ve bugün diyorum ki bu konu Türkiye’nin en önemli konusudur, devletin bu konuda gereken tüm önlemleri almazı şarttır, bir vazifedir. Bunun vebalini kimse üstlenemez.”

Yalnız bir gariplik vardı. KÖSE son cümlelere yaklaştığında ekran görüntüsü birden İstanbul manzarasına çevrildi. Akabinde KÖSE konuşmasında duraksamaya başladı. Sanki başka bir yere odaklanıyor gibiydi. Ve o duraksamaların ardından konuşmasını bitirdi. Biz komplo teorileri ile büyümüş bir nesiliz. Konuşmasını izler izlemez KÖSE’nin reji tarafından susturulduğu fikri düştü nedense hemen içime.

Ali KÖSE haklıydı. Köse bir ilahiyatçı ve kendi penceresinden çok da güzel yorumladı olayı. FETÖ ile mücadele sadece resmi bir kanalla olamazdı. FETÖ’nün zihniyeti ile mücadele edilmeliydi. Devletin devlet gibi, inancın inanç gibi kalması gerekiyordu. Zira FETÖ konusunda bugüne kadar en hassas ve bu ağa en az düşen grup da şüphesiz İlahiyat grubu olmuştur.

Akabinde neler olmadı ki.

Posta gazetesi yazarı Nedim ŞENER sosyal medya hesabında KÖSE’nin konuşmasını yayınladı ve destek verdi. Ve olanlara bakın siz.

Televizyonların vazgeçilmez sofi ve şairi Serdar TUNCER beyimiz Ali KÖSE’ye ithafen şu cümleleri kurdu: “FETÖ’cülere dense ki bin metin yazacaksın ve 15 Temmuz günü devlet televizyonunda bir ilahiyat hocası tarafından okunacak, bu kadarını hayal bile edemezlerdi. Ali Köse Hoca bir hayalin de ötesini gerçekleştirmiş. Peki neden? Anlayan beri gelsin!”

Aman Allah’ım!

Kimseyi sevmek zorunda değilim. Lakin asla saygımdan da taviz vermem. Açık söylüyorum. Serdar Tuncer’e bu saatten sonra saygı da duymuyorum. İsteyen istediğini desin.

Ali KÖSE’nin FETÖ zihniyeti ile mücadele etmek gerektiği sözleri Serdar Bey’i hayli rahatsız etmiş anlaşılan. Ben iç dünyasını anlayabiliyorum kendisi. Anlaşılan Ali KÖSE’nin kendi cemaatini kastettiğini düşündü. Lakin bunu söylerken öyle cümleler kurdu ki. Resmen hakikate kafa tuttu. Allah için hakkaniyette kalıp kendinden emin davranamadı. Yarası vardı belki de gocundu.

Ancak şu iyi bilinmeli ki; kimse başkasının sözlerini suça çevirme mücadelesi vererek kendi suçunu masum kılamaz. En azından FETÖ’den sonra bunun böyle yapılmayacağını öğrendi bu millet.

Yetmedi. Nedim ŞENER’in yemine 26’ncı dönem AKP Isparta Milletvekili Said Yüce’de düştü. Ali KÖSE’nin söyledikleri Said YÜCE’nin de zoruna gitmiş olacak ki bir hışımla kendini kaybederek komple Ali KÖSE’nin şahsına saldırdı. Aslında KÖSE’nin şahsına saldırırken topyekün ilahiyat camiasına da saldırdı Said YÜCE.

Şunları paylaştı: “Bıyıksız ilahiyatçı mı olur? Ben bu yüze nasıl âlim diyebileyim? Seküler, laikçi, ehl-i dünya insanlara benzeyen tefsir, hadis, fıkıh, kelam vb. hocası olur mu? Bunları vakit namazında hiç camide gören var mı? Sözünü dinleyip arkasından giden var mı mıdır? Sanmam, çıkmış konuşuyor.”

Aman Allah’ım! (2. kez)

Bunlar nasıl hezeyan dolu sözler. Muhafazakârların iktidarında bir iktidar partisi milletvekilinin kurduğu cümlelere bakar mısınız? Biz neyin mücadelesini verdik yıllarca ilahiyatçılar olarak? Size mi kaldı kılla, sakalla insanların imanını ve ilmini ölçmek? Sana mı verdiler cennetin kapısını da yargı dağıtıyorsun EY SAİD YÜCE! Sen neyden gocundun da ağzından döküldü bu cümleler?

Bıyıksız ilahiyatçı olur mu bilmem. Ama temsili demokrasi ile Tayyip ERDOĞAN rüzgârının ardına saklanarak bu milletin temsilcisi oldunuz. Görüp görebileceğiniz en dünyevi nimetiniz budur. Kerameti kendinizden bildiniz. Ben de size soruyorum? Böyle vekillik mi olur?

Nerden tutayım…

Ne diyeyim…

Kime yanayım…

Hangisine bakayım…

Kime duyurayım…

Kimin ne odluğunu ve kimin ne yarası olduğunu artık gerçekten anlayamıyorum bu ülkede. FETÖ nerelere sızdı bilmiyorum ama… İleride anlayacaksınız ki hepimizin zihniyetine bir şekilde sızdı kırıntıları. Ve bugün FETÖ İLE MÜCADELE kapsamında en büyük emeği zihnimizi, inanç dünyamızı, düşünce dünyamızı temizlemeye ayırmalıyız.

Zira bu çürük zihniyet İslam’a da imana da büyük zarar verdi. Ve yine bu çürük zihniyet KÖSE’nin dediği gibi başımıza çok FETÖ doğuracak gibi duruyor.

Yeni FETÖ’cüklerimiz tohumlarını veriyor.

Aklınızı kimseye kiraya vermeyin!

Ya topyekün mücadele! Ya da esaret! Ve en ağır esaret zihinlerin esir edilmesidir. İlahiyat camiasının zihinlerini köle edemeyenler şimdi kendi cemaat ve tarikatlarını korumak için FETÖ zihniyetinin yöntemlerini koruyarak ve kullanarak koskoca bir camiaya saldırıyor.

Emin olun bu mücadele eğer mücadele edeni kalırsa uzun yıllar sürecektir. Bu hesaplaşma kolay bitmeyecek. Eğer Allah bana ömür verirse ve kalemime de kuvvet verirse beni her daim bu mücadelede dimdik duran biri olarak göreceksiniz. Birileri gibi çıkarlarım ve intisaplarım uğruna kıvrılmayacağım. Bükülmeyeceğim.

Ama yine göreceksiniz ki; birileri daha çok şekil değiştirecek. Ne sular yürüyecek saman altından. Daha çok bulanacak ortalık.

Fitne zamanındayız beyler! Vaziyet alın. Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Başka iplere değil!

Yakup Kaya

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu