İlahiyatYazılar

Nerde O Eski Ramazanlar ?

Bu Ramazan: Eksik Bir Şey Mi Var?

 

Rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin elbette ki bir mutluluğu var içimizde. Özellikle beni çok heyecanlandırır Ramazan. O iftarlar, sahurlar, teravih namazları, iftar sonrası dostlarla oturulan muhabbetler, güç içinde orucun etkisiyle insanın nefsini dizginlenmesi…

Tam anlamıyla insanı bir manevi iklime sokar. Ancak bu Ramazan bir burukluk vardı içimizde. Eksik bir şeyler var, hatta eksik çok şey var.

Dünyanın nefesini kesen Covid-19 salgını sebebi ile bu yıl da Ramazan ayına birçok kısıtlama ile girdik. İftarlar olmayacak. Teravihler kılınmayacak. Sokağa çıkma yasakları malum. Elbette ki birtakım tedbirler alınmalıydı.  Ancak içimiz de bir buruk kaldı.

 

Ramazan’ın tadını bir kez daha anladım açıkçası.

Hatta o malum tartışmaları bile özledim değerli okurum.

Sakız çiğnemek orucu bozar mı? Cinsel ilişkiyle oruç açılır mı? Geçen sene bozanlar bu sene de bozuyor mu?

İmsak vakitleri erken mi geç mi? Beyaz iplik nerede?

Açıkçası çok da TV izleyen biri değilimdir. Lakin bu Ramazan ısrarla bakıyorum. Kanal kanal gezip program arıyorum. Polemik arıyorum. Covid-19’un bizden aldığı şeyleri kendi çabamla iç dünyamda tamamlamaya çalışıyorum, lakin olmuyor. Evet dostlar eksik bir şeyler var.

Demek ki Ramazan bir zincirmiş. Sadece oruç meselesi değilmiş. Ramazan’ı güzel yapan paylaşmak, yönelmek, maneviyat gibi meselelerin bütünüymüş.

Ve insan yaşarken, hele de özgürce yaşarken bilmeliymiş bazı şeylerin kıymetini.

 

Bilmiyorum belki de bir bedel ödüyor insanlık. Ya da bir şeyin günahı. Bir şeylerin ahı tutmuş gibi.

Belki sahile bedeni vuran Aylan bebeğin yaşayamadığı günlerin acısı bizden çıkıyor.

Belki de Suriye’de üstüne bombalar yağan bir babanın elinde evladının cansız bedeniye Allah’a ettiği dua tuttu…

Belki de “Her şeyi Allah’a şikayet edeceğim” diyen çocuk Allah’a şikayet etti suskunluğumuzu.

Ya da Doğu Türkistan’da evlerine hapsedilen soydaşlarımızın ahları…

İlahi adalet. Bir şeyler olduğu kesin.

 

Biz de bu Ramazan yakışanı yapalım o zaman.

Aylan bebeğin açlıktan ölmemek için düştüğü denizleri hissedelim. Ramazan bu değil mi? Ertesi güne yemek bulup bulamayacağı meçhul olan bir Afrikalı Müslüman çocuğu hissedelim mesela iç dünyamızda.

Veya İslam dininin sadece ibadetten ibaret mi olduğunu?

Tuttuğumuz oruç sadece yemek saatlerimizi değiştirmekten ibaret olmasın. Madem bu ramazan diğer ramazanlar gibi değil. Hissettiklerimiz ve manevi iklimimiz de diğer ramazanlar gibi olmasın.

Daha derin sorgulayalım bazı şeyleri.

Daha içe dönük, daha hisli oturalım o sofralara.

Bu vesileyle hepinizin mübarek Ramazan ayını tebrik eder, rahmet ve mağfiret kazanımlarıyla bayrama erişmeyi niyaz ederim.

Yakup Kaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu