Snowpiercer

 

Değerli Biplatform takipçileri, bu hafta çok enteresan bir film ile karşınızdayım. Film her ne kadar 2013 yılında yapılmış olsa da geçtiğimiz günlerde Netflix’de dizi haline getirilerek yayınlandı. Ben bu yazıyı yazarken 3 bölüm yayınlanmış olsa da devamı gelecektir diye düşünüyorum. Gelin birlikte film ve diziye göz atalım.

1982 yılında yayınlanan “Le Transperceneige” isimli Fransız çizgi romandan konu alınarak senaryosu yazılan film 2013 yılında gösterime girdi. Orijinal ismi “Snowpiercer” yani “Karküreyici” Film tamamıyla post-apokaliptik bir yapım. Filmin başrollerini Kaptan Amerika ve Avengers serilerinden tanıdığımız Chris Evans ve Yüzüklerin Efendisi serisinden tanıdığımız, gönlümüze Gandalf karakteri ile kazınmış John Vincent Hurt paylaşıyor. Bütçesi 40 Milyon Dolar olan filmin yapımcılığını ve senaristliğini Güney Koreli Bong Joon-ho üstlenmiş.

Film 2014 yılında Dünyanın önde gelen ülkelerinin küresel ısınmaya karşı buldukları “sözde çözüm” ile başlıyor. Atmosfere atılan soğumaya neden olacak ve küresel ısınmanın etkilerini terse çevirecek olan gaz, atıldıktan kısa bir süre sonra Dünyayı komple soğutarak yeni bir buzul çağına sebep olmuştur. Ama ne hikmetse 1001 tane vagonu olan ve her vagonun uzunluğunun 18 m olduğunu bildiğimiz, yaklaşık uzunluğu 18000 m yani 18 km olan bu tren halihazırda beklemektedir. Hatta o kadar ki, Dünya üzerinde bütün kıtalar arasındaki tren yollarını birbirine bağlamış, bir tam turu 1 senede atan bir trenden bahsediyoruz. 1000 kişilik olan bu trende hikaye tam da 17. yılda başlıyor. Evet 17 yıl. Daha önceki yıllarda çeşitli kalkışma ve devrim hareketlerinin olduğunu filmin gidişatından anlasak da hiç durmadan yoluna devam etmek zorunda olan trenimizin hikayesi sizi hayli etkileyecek gibi görünüyor.

Uyarlamanın dizi versiyonunda ise herhangi bir tanınmış simanın bulunmamasının yanında buzul çağının 7. senesini anlatmakta. İlk 3 bölümü filmi izlemiş bir insan için biraz sıkıcı gelse de 7. sene kalkışmasının yanında bir de polisiye bir hikayeyi işleyecek bu sene.

Dikkat! Yazının bundan sonraki kısmında spoiler olabilir!

Uyarımızı da yaptığımıza göre gönül rahatlığı ile filmin içeriğinden çok işleyiş ve ilerleyişi hakkında konuşabiliriz. Öncelikle çizgi romanını okuyanı filmi, filmini izleyeni de dizisinin tatmin etmediği bir senaryo, bir tren. Filmin çekim teknikleri arasında bulunan foreshadowing bayağı etkileyici. Filmin başlarında Gilliam ve Curtis arasındaki bir diyalogda görüyoruz bunu.

Filmin zaman olarak sıkıntılarının olduğu ve dizisinin de çekilmiş olması film ve dizi ikisi birden izlendikten sonra anlaşılmakta. Yani filmde 17 yıldır trende olan insanlardan bahsediyoruz. Özellikle güvenlik görevlileri için yaş gayet sıkıntılı bir durum teşkil edecektir. Filmde ve dizide de gördüğümüz çocukların kuyruktakilerden alınıp devşirildiği. Fakat 17 yıl boyunca defalarca kalkışma gerçekleşen trende ne polis sayısı azalıyor ne de devşirilen çocuklar denk geliyor. Tek öğrendiğimiz şey 17 yılın sonunda mermilerinin bittiği.

Dikkat! Yazının bundan sonraki kısmında spoiler bitti!

Film her ne kadar sıradan post-apokaliptik aksiyon filmi olarak görünse de içerdiği mesajlar ve konusu açısından tam bir başyapıt. Tren, Nuh’un gemisine, Kaptan Nemo’nun Nautilus’una benzerken, kendi iç yapısında günümüz dünyasına benzemekte. 1000 kişi kapasitesi olan bu trende ayaklanmaları çıkaran trene kaçak binmiş ama tren sahibi tarafından “lütfedilip” bakılan ve beslenen bir grup var, “kuyruktakiler” tanıdık geldi mi? Her seferinde aşağılayan, “siz ayakkabısınız ayağa giyilirsiniz, biz şapkayız başa takılırız” diyerek sınıfsal ayrımcılığı iliklerimize kadar hissettiren 1. sınıf yolcular herhalde tanıdık gelmiştir size. Tabi ki sadece 1. sınıf yok bu trende. Ama diğerlerinin söz sahibi olma gibi bir lüksleri de yok.

Sonuç olarak nefesinizi tutarak izleyeceğiniz bir film ve 3 bölümü yayınlanan dizi. İzleyin ve karar verin kuyrukta mıyız yoksa kafada mı?

Emir Erdin

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu