Bilim-TeknolojiYazılar

Hürkuş

Bu hikaye havacılıkta akamete uğratılmış serüvenimizin yeniden doğuşunun hikayesidir. Buna istinaden bu yazıda hiçbir kurum, kuruluş ve şahıs propagandası yapılmamıştır. Tamamen istikbalin göklerde olduğuna inanan “Hürkuş”lardan ilham alıp onların yaktığı meşaleyi yedi kat arşa çıkarmaya söz vermiş insanların hikayesini içermektedir.
Burada size İHA,SİHA ve, TİHA’nın birçok teknik detayını verip sizlerin de internetten çok rahatça iki üç saatlik çalışma ile ulaşabileceğiniz bilgilerle sıkıcı bir yazı yazabilirdim. Ama bundan daha önemli bir şey yapmak için; muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu hatırlatmak için bu yazıyı yazıyorum.

Şimdi arkanıza yaslanın ve bir Türk’e imkansız deyince yapamazsın denildiğinde neler yaptığını ve yapabileceğini okuyun.

Babası öldüğünde 3, savaşa katıldığında 16, pilotluk diploması aldığında 20, savaşta Ruslara esir düştüğünde 21 yaşındaydı. Gökyüzüne aşık, kalbi vatan sevgisi ile dolu çalışkan bir gençti. En nefret ettiği söz “sen yapamazsın.” sözüydü. Çünkü Türk yapardı yapamaz derlerse bile o uğurda ölürdü. Kurtuluş savaşının ilk ve son uçuşunu yapan Vecihi Hürkuş savaşta gösterdiği gayretlerden dolayı istiklal madalyası aldı. 29 yaşında, 1923’te ganimet olarak Yunanlardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal etti. 28 Ocak 1925’te “VECİHİ K-VI” adını verdiği uçağını uçurdu ancak ödül yerine onu ceza beklemekteydi. Vecihi Hürkuş’un ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır.

Daha sonra askeri havacılıktan ayrılarak uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına devam etmiştir. Havacılığa gönül veren Tayyareci Vecihi Hürkuş, sadece Türk havacılık tarihinin değil, belki de tüm Türkiye tarihinin en ilginç simalarından birisiydi.

1930’da Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı VECİHİ XIV’ü inşa etti. İlk uçuşunu 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmıştır. Bu uçuştan sonra VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra Ankara’ya uçmuştur. Uçabilirlik Sertifikası için İktisat Bakanlığına başvurmuş, 14 Ekim 1930’da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir.” cevabını almıştır. Hürkuş, bunun üzerine bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya’ya gönderilmesi için müsaade almıştır. Hürkuş, 6 Aralık 1930’da Prag’a geldiğinde henüz tayyare gelmemişti. Tayyareye ait statik raporu gibi resmi evrak önce Çek diline çevrilmiş, uçak gelince tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu istenmiş, her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştır.

Hürkuş 23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini almıştır. 25 Nisan 1931’de Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye’ye gelmek için yola çıkıp 5 Mayıs 1931’de Türkiye’ye gelmiştir.

1932-1937 yılları arasında kendi imkanları ile açtığı havacılık okulunda 6 tane daha uçak üretmiş ve 12 adet pilot yetiştirmiştir. Bu yıllar arasında bütün harcamaları kendi cebinden karşılamıştır.1938 yılında Almanya’ya uçak mühendisliği eğitimi almaya devlet tarafından gönderilmiştir. 2 sene sonunda ülkesine geldiğinde birçok kapının kendisine açılacağını, devlet imkanlarından faydalanabileceğini düşünen Vecihi Hürkuş, “2 yıllık eğitimin mühendisliğe yeterli olamayacağı gerekçesiyle ruhsat alamamıştır.”

1954 yılında ilk sivil havayolu şirketi olan Hürkuş Hava Yolları‘nı kurmuştur ancak; kazalar, kaçırılmalar ve sabotajlar gibi sebeplerle şirket uçuştan men edilmiştir.

Hürkuş’un Aktif Pilotluk ve Eğitmenlik Hatta Mühendislik Yaptığı Yıllarda Ülkemizde Havacılık Ne Durumdaydı?

1925’te Almanya’nın Junkers firması ile anlaşarak ilk uçak fabrikası, Hürkuş’a 5000 liralık yardımda da bulunan Nuri Demirağ tarafından kurulmuştur. Ancak Junkers’la ortaklık çok uzun sürmedi. 3 Mayıs 1928’de Junkers, tüm hisselerini Türk ortağına devrederek projeden ayrıldı. 1931’de bu defa “Kayseri Tayyare Fabrikası” adıyla yola devam edildi. Fabrikada Türk havacılığı için 200 civarında uçak üretildi.

  1. Dünya Savaşı’yla birlikte fabrikada üretim yerine bakım ve onarım işlerine ağırlık verildi. Savaş sonrasında ise ABD’nin Marshall Planı devreye girdi. Marshall Planı çerçevesinde Türkiye’ye uçak ve motor da verildi. Bu nedenle fabrikada üretim durdu. Fabrika, 1950’de “Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi” olarak hizmet vermeye başladı.

Yeni Nesil “Hürkuş”lar

Selçuk Bayraktar, 1979 yılında doğdu. 1986 yılında başlayan eğitim hayatını 2007 yılında Amerika’da tamamlayarak ülkesine dönerek hayallerini gerçekleştirmek için çalışmalara başlamıştır. Bakıldığında mühendis bir aileden gelmesi ve babasının Baykar sanayinin kurucu olması büyük bir avantaj ama son 13 senede ülkenin savunma sanayisini özellikle havacılık sanayisini yerli ve milli bir şekilde üst noktalara getirmek de kolay bir olay olmasa gerek. Yerli ve milli İHA, SİHA, TİHA imalatına geçen Bayraktar birçok ülkeye de ihracat yapmaktadır.

Daha önce de söylediğim gibi İHA, SİHA ve TİHA buradaki yazıya sığmayacak kadar kapsamlı ve çok teknik bilgi içeren konular. Kısaca bunlardan bahsedelim:

İHA (İnsansız Hava Aracı): Basit versiyonlarına drone da denilen, uzaktan kumanda edilen içerisine yerleştirilen yazılımlar ile otopilot ile iniş-kalkış ve uçuş yapabilen araçlardır.

SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı): İHA’nın silah ile donanmış versiyonu olup sadece havadan yere müdahalede bulunmaktadır. Özellikleri İHA ile aynıdır.

TİHA (Taarruzi İnsansız Hava Aracı): Diğer iki İHA’dan farklı olarak havadan havaya İHA’lara ve uçaklara saldırıda bulunabilen ağır silah kapasitesi yüksek olan insansız hava aracıdır.

Yerli olarak ürettiğimiz AKINCI TİHA emsallerinin çok çok üzerinde. Yaklaşık ağırlığı 5,5 ton olan AKINCI yaklaşık 160 günde üretilip uçuşa hazır hale getirilmesinin yanında dünya üzerinde bizi klasmanında 3. yapmıştır ve havacılık savunma sanayisinde bir üst levele taşımıştır.

Youtube’da 50 dakikalık AKINCI belgeselini izlemenizi tavsiye ederim.

Vecihi Hürkuş’un şansızlığı mıdır yoksa dönemin ferasetsizliği midir bilinmez, eldeki imkan ve şeraite aldırmadan olması gerekeni oldurmaya çalışmak büyük bir çaba gerektirir. Ruhun şad olsun Vecihi HÜRKUŞ, selam olsun akıncı.

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

 

Bir gün yine doludizgin atlarımızla

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

 

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de

Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.

Emir Erdin

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu