Bilim-TeknolojiYazılar

Bütün Kahramanlar Pelerin Giymez

 

Prof. Dr. Aziz SANCAR’ın 2015 yılında göğsümüzü kabartarak bilim dünyasını uzun bir süre daha meşgul edecek çalışmasıyla layık görüldüğü Nobel Kimya Ödülünü hatırlamayanınız yoktur diye ümit ediyorum. Peki, nedir bu Nobel kimya ödülü? Bilim dünyası için neden bu kadar önemli?

Nobel kimya ödülü; 1901 yılından günümüze kadar süre gelen, Nobel ödüllerinin bir parçası olarak her yıl Alfred NOBEL’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık’ta İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından verilen ödüldür. Ödüllerin verilmeye başladığı tarihten bu yana 111 kez verilen bu ödül 184 kişiye layık görülmüş ve bugüne dek içlerinde 5 kadın bilim insanı bulunmaktadır. Daha nicelerini de görmek umuduyla isimlerini gururla anmadan geçemeyeceğim. Marie CURİE (1911), Curie’nin kızı Irene JOLİOT-CURİE (1935), Dorothy Crowfoot HODGKİN (1964), Ada YONATH (2009) ve Frances H. ARNOLD (2018).

Hayatta her zaman takdir edilmeyiz. Mutlaka karşımıza köstek olanlar, aman senin yaptığında bir şey mi falancalar neler yapıyor diyerek bizi küçümseyenler çıkacaktır, çıkmıştır da. İşte Nobel Ödülleri tam da bunun için önemli olmuştur. 1896 yılında Alfred NOBEL tarafından kurulan derneğin verdiği bu ödül, Alfred NOBEL’in vasiyeti üzerine insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşımaktadır. Zamanında adil davranılmadığı -ki muhakkak olmuştur insanın olduğu bir yerde olmaması mümkün değil- öne sürülse de amacı insanlığa hizmet olan bilim insanlarımızın ne kadar kıymetli olduklarını bize hatırlatan bir ödüldür benim gözümde.

İsmini her sene muhakkak duyduğumuz, duymayanımızın da 2015 yılında Aziz SANCAR ile “as bayrakları as as” gururuyla öğrendiğimiz bu çalışmalar nasıl çalışmalarmış ki ödüllere layık görülmüş. Gelin son 5 senenin kimya ödüllerini birlikte öğrenelim.

 

2019 Nobel Kimya Ödülü: Lityum İyon Bataryaların İcat Edilmesine Yönelik Çalışma. (John B. GOODENOUGH, M. Stanley WHİTTİNGHAM ve Akira YOSHİNO)

Günümüzde malum ne cep telefonu ne de bilgisayar elimizden düşmüyor. Birçok elektronik araçta kullanılan bu bataryalar insanın yaşamında önemli rol oynuyor. Bilim insanlarımız bu çalışmalarıyla kablosuz ve fosil yakıtlardan bağımsız bir toplumun temellerini atmayı amaçlamışlar.

  1. Stanley WHİTTİNGHAM 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizi sırasında (petrol bir fosil yakıttır) yeni bir teknoloji arayışına girerek lityum elementinin elektronlarını dışa aktarma konusundaki üstün özelliğini keşfediyor ve çeşitli çalışmalarla ilk lityum bataryayı yapan isim oluyor. Bunun üzerine katı hal fizikçisi John B. GOODENOUGH, lityum bataryalarının potansiyeline potansiyel katıyor ve daha pratik hale getiriyor. YOSHİNO da bataryalardaki saf haldeki lityumu bütünüyle çıkarıp, bataryaları yalnızca lityum iyonlarıyla çalışabilir hale getirdi. Böylece üçünün çalışmaları birleşerek bataryaların hayatta pratik ve yaygın kullanımını mümkün hale geldi.

 

2018 Nobel Kimya Ödülü: Biyoyakıtlardan İlaçlara Kadar Çeşitli Ürünlerin Üretiminde Kullanılan Enzimlerin Sentezlemesinde Yararlanılan Yöntemlerin Geliştirilmesi (Frances H. ARNOLD, George P. SMİTH, Gregory P. WİNTER)

Frances H. ARNOLD, (Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan beşinci kadın bilim insanıdır) tarafından geliştirilen “DNA’yı yeniden yazma” yöntemi üretim süreçlerinde kullanılan toksik kimyasal maddelerin yerini daha çevre dostu malzemelerin almasına imkân verdi. Bu sayede şeker kamışı gibi yenilenebilir kaynakların biyoyakıta dönüştürülmesi, daha çevre dostu kimyasal maddelerin üretilmesi ve günlük hayatta kullandığımız ürünlerin daha nitelikli hale getirilmesi mümkün oldu.

George SMİTH ve Gregory WİNTER yeni proteinlerin üretilmesinde bakteriyofajlardan (bakterilere bulaşan virüslerden) yararlanılan bir yöntem geliştirdiler. Romatoid artrit (eklem iltihabının sık görülen formudur ) ve sedef hastalığının tedavisinde kullanılan tıbbi malzemelerin yanı sıra zehirleri etkisizleştiren, bağışıklık sistemi ve kanser tedavisinde kullanılan antikorlar da bu yöntem üzerine yapılan araştırmalar sonucunda üretildi.

 

2017 Nobel Kimya Ödülü: Numunelerin Son Derece Düşük Sıcaklıkta İncelenmesine Olanak Tanıyan Kiro-Elektron Mikroskobiğinin Geliştirilmesi (Jacques DUBOCHET, Joachim FRANK ve Richard HENDERSON)

Biyomoleküllerin yüksek çözünürlükte görüntülenmesini hem kolaylaştıran hem de ilerleten bir buluşa imzalarını atmışlar. Peki, bu ne işimize yaradı geçmişte elektron mikroskoplarının sadece ölü maddeyi görüntülemek için yararlı olduğu düşünülüyordu. Çünkü görüntülemenin gerçekleşmesi için güçlü elektron ışınları maddenin zarar görmesine sebep oluyordu. Bu üç bilim insanının neredeyse 30 yıllık çalışmaları doğrultusunda biyomoleküllerin canlı dokularda olduğu gibi sulu ortamda doğal yapıları belirlenebiliyor. Bunun yanında günümüzde proteinlerden virüslere kadar pek çok şeyin yapısı belirlenebiliyor ki şu korona günlerinde sanki daha bir kıymetli, yorum sizin.

 

2016 Nobel Ödülü; gerekli enerjiyi aldıklarında bir görevi yerine getirebilen ve hareketi kontrol edilebilen makineler geliştiren bilim insanlarına, 2015 Nobel Ödülü; DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları ile biliyoruz ki, Aziz SANCAR ve diğer bilim insanlarına ve daha nice bilim insanı bu ödülle taçlandırıldı.

Dünyanın en genç profesörü unvanının yanında her çalışması ve makalesiyle adımızı göklere çıkaran Oktay SİNANOĞLU bilim insanlarının temel gayesini çok güzel ifade etmiş;  ‘’İnsanın mutlu olabilmesi için çеvrеsinе bir katkıda bulunması gerekir.’’ Bilmemiz gereken şu ki hizmete gönül veren bu insanların çalışmaları öyle 1-2 senelik çalışmalar değil nereden baksanız 20-30 seneyi bulan, gecesi gündüzü fark etmeksizin sürdürülen çalışmalardır. Gayeleri insanlığa hizmet olan bu insanları bırakın ödüllendirmeyi başımızın tacı etsek yeridir. Söylenecek çok şey yok ama okuyup araştırılacak çok şey var.

Bilimin sonsuz kütüphanesinde buluşmak dileğiyle…

Berna YILDIZ

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu